ABD–İsrail–İran çatışması sigorta sektöründe etkileri Ahmet Karayazgan yorumluyor
ABD–İsrail–İran çatışması sigorta sektörünü birçok yönden etkiliyor
Orta Doğu’da artan ABD–İsrail–İran gerilimi yalnızca uluslararası siyaseti değil; deniz ticaretinden havacılığa, enerji altyapısından ticari alacaklara kadar geniş bir alanı etkiliyor. Bu tür jeopolitik krizlerin sigorta sektörü bakımından en kritik sonucu ise riskin bir anda çok katmanlı hale gelmesi. Savaş istisnaları, yaptırım rejimleri, reasürans kapasitesi, coğrafi hariçlikler ve poliçe yorumları bir anda sektörün ana gündemine dönüşüyor.
Av. Dr. Ahmet Karayazgan, ABD–İsrail–İran eksenindeki jeopolitik gerilimin, sigorta sektörü bakımından yalnızca bir hasar riski değil; aynı zamanda sözleşme yorumu, yaptırım uyumu, reasürans kapasitesi ve operasyonel sürdürülebilirlik meselesi olduğunu söyledi.
Bu tür bir çatışma sigorta sektörü açısından neden bu kadar önemli?
Çünkü bu ölçekteki bir jeopolitik çatışma, sigorta bakımından yalnızca tek bir branşı değil, birbirine bağlı birçok risk alanını aynı anda etkiliyor.
Özellikle deniz, hava ve enerji ticaretinin yoğunlaştığı coğrafyalarda yaşanan askeri gerilimler; nakliyat, havacılık, enerji, ticari alacak ve siber sigortalar üzerinde doğrudan sonuç doğuruyor.
Bireysel sigortalarda etki çoğu zaman daha sınırlı kalabiliyor. Örneğin sağlık sigortası veya kasko sigortası, doğrudan çatışma bölgesiyle bağlantılı değilse genellikle aynı ölçüde etkilenmiyor. Buna karşılık deniz sigortaları, havacılık sigortaları ve ticari mal sigortaları bu tür krizlerden ilk etkilenen branşlar arasında yer alıyor.
Sigorta hukukunda “savaş riski” neden bu kadar kritik bir başlık?
Çünkü sigorta hukukunda savaş riski, çoğu standart poliçede teminat dışı bırakılan temel risklerden biridir.
Uygulamada pek çok poliçede “war exclusion clause” dediğimiz savaş istisnası yer alır. Bunun temel gerekçesi, savaş riskinin öngörülemez, yaygın ve sistemik sonuçlar doğurmasıdır.
Sigortacılar açısından savaş; aynı anda çok sayıda sigortalıyı etkileyebilen, çok büyük tutarlı zararlar yaratabilen ve reasürans piyasasını dahi zorlayabilen bir risk kategorisidir. Bu nedenle savaş kaynaklı zararlar çoğu zaman standart teminat yapısının dışında tutulur; ancak özel bir “war risk insurance” veya ek kloz ile kapsama alınabilir.
ABD–İsrail–İran hattındaki gelişmeler hukuken “savaş” olarak mı değerlendirilmeli, yoksa terör riski mi sayılır?
Burada belirleyici olan unsur, eylemin niteliğidir.
Eğer devlet aktörleri tarafından yürütülen, organize, planlı ve süreklilik gösteren askeri operasyonlar söz konusuysa; bu durum savaş veya en azından “hostile act” niteliğinde değerlendirilmesi kuvvetle muhtemeldir. ABD, İsrail ve İran eksenindeki operasyonlar; devlet destekli, organize ve askeri karakter taşıyan eylemler olduğundan, bunların çoğu durumda terör riski değil savaş riski kapsamında ele alınması gerekir.
Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü terör teminatı bulunan bir poliçe, savaş istisnası nedeniyle yine de koruma sağlamayabilir.
DENİZ VE NAKLİYAT SİGORTALARI ETKİLENİYOR
Deniz ve nakliyat sigortaları süreçten nasıl etkileniyor?
En doğrudan etkilenen alanlardan biri burasıdır. Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Basra Körfezi gibi stratejik geçiş noktaları küresel enerji ve ticaret akışı bakımından kritik öneme sahiptir. Bu bölgelerde askeri gerilim arttığında, gemi ve yük taşımacılığı bakımından savaş riski primi hızla yükselir.
Uygulamada şu sonuçlar görülür:
Riskli bölgeler için war premium artar
Coğrafi hariçlikler yeniden tanımlanır
Bazı seferler için “voyage basis” ek prim uygulanır
Bazı poliçelerde 7 günlük fesih veya daraltılmış teminat mekanizmaları devreye girer
Özellikle Institute Cargo Clauses ve Institute War Clauses çerçevesinde teminatın kapsamı çok dikkatli incelenmelidir. Poliçede yazan coğrafi alan, sefer rotası ve reasürans şartları artık klasik dönemlere göre çok daha belirleyici hale gelir.
HAVACILIK SİGORTASINDA RİSK DAHA HASSAS
Havacılık sigortası tarafında tablo nasıl?
Havacılık riski daha da hassas hale gelir. Çünkü hava sahası kapanmaları, uçuş iptalleri, rota değişiklikleri ve savaş bölgesine yakın uçuş operasyonları yalnızca maddi kayıp değil, aynı zamanda yolcu sorumluluğu ve işletme zararları doğurur.
Burada özellikle Hull War Risk ve Passenger Liability klozları önem kazanır. Eğer olay devlet aktörlü bir askeri operasyon olarak değerlendirilirse, savaş hariçliği devreye girer ve teminat kritik hale gelir. Terör teminatı ise ancak bağımsız, devlet dışı aktörlerin eylemleri bakımından anlamlı olabilir.
Dolayısıyla havayolu işletmeleri ve sigortacılar için temel risk yönetimi araçları şunlardır: alternatif uçuş rotaları, hariç bölgelerin açık tanımı, savaş teminatının kapsamının netleştirilmesi ve operasyonel karar mekanizmalarının poliçe diliyle uyumlu hale getirilmesi.
Enerji, yangın ve ticari alacak sigortaları neden bu kadar öne çıkıyor?
Çünkü jeopolitik çatışmaların ekonomik etkisi çoğu zaman enerji ve ticaret akışında yoğunlaşır. Füze saldırıları, liman altyapısına zarar, rafineri ve enerji hatlarına yönelik eylemler, sadece fiziksel hasara değil; üretim kesintisi, gelir kaybı ve sevkiyat aksamalarına da neden olabilir.
Burada temel ayrım şudur: Füze saldırısı gibi devlet aktörlü askeri eylemler çoğu zaman savaş istisnası kapsamına girer. Buna karşılık sabotaj veya devlet dışı organize saldırılar bazı poliçelerde terör teminatı altında değerlendirilebilir. Ancak dolaylı zararlar bakımından her zaman otomatik bir sonuç çıkmaz; business interruption teminatı ayrıca incelenmelidir.
Ticari alacak sigortalarında ise transfer yasağı, ambargo, moratoryum, karşılıklı ödeme kısıtları gibi unsurlar politik risk tetikleyicisi haline gelir. Özellikle ihracat ve devlet bağlantılı ödeme sistemlerinde, kamu kaynaklı kısıtlamaların hasar ödemeleri üzerindeki etkisi çok büyüktür. Ticari risk ile politik risk ayrımı burada belirleyici olur.
YAPTIRIM RİSKİ EN KRİTİK BAŞLIKLARDAN BİRİ
Uluslararası yaptırımlar sigorta sözleşmelerini nasıl etkiliyor?
Bu, çatışmanın en kritik hukuk başlıklarından biridir. Çünkü günümüzde savaş riski kadar yaptırım riski de belirleyici hale gelmiştir.
Poliçelerde yer alan “sanctions clause” uyarınca, bir tazminat ödemesi uluslararası yaptırımları ihlal edecekse sigortacı ödeme yapmama pozisyonu alabilir.
Örneğin İran bağlantılı bir yük, liman veya finansal akış söz konusuysa; ABD, AB veya BM yaptırımları devreye girdiğinde sigorta şirketi veya reasürör, ödemenin yapılmasının hukuka aykırı sonuç doğuracağını ileri sürebilir.
SİBER SALDIRILAR DA BU ÇATIŞMANIN BAŞLIKLARI ARASINDA
Evet, artık sayıları giderek artıyor. Özellikle enerji, lojistik, hava ulaşımı ve kritik altyapı sistemleri açısından devlet destekli siber saldırılar klasik savaş riskinin yeni uzantısı haline gelmiştir.
Bu nedenle siber olayın niteliği çok önemlidir. Eğer saldırı devlet destekli, organize ve stratejik altyapıyı hedef alıyorsa bunun savaş niteliği taşıdığı yönünde değerlendirmeler yapılabilir. Buna karşılık bağımsız, dağınık veya ideolojik grupların saldırıları terör veya münferit siber olay olarak ele alınabilir.
Ancak poliçelerde yer alan siber istisna, war exclusion, hostile act, cyber operation ve attribution mekanizmalarının mutlaka gözden geçirilmesi gerekir.
REASÜRANS KAPASİTESİ DARALABİLİR
Reasürans piyasası bu tür çatışmalarda nasıl tepki veriyor?
Reasürans piyasası, jeopolitik krizlere genellikle hızlı ve sert tepki verir. Çünkü savaş ve yaptırım kaynaklı riskler yalnızca bir sigortalıyı değil, aynı anda çok sayıda portföyü etkileyebilir.
Bu durumda reasürans kapasitesi daralır, fiyatlar yükselir, bazı bölgeler veya operasyon türleri teminat dışı bırakılır.
Özellikle küresel reasürans oyuncularının savaş risklerine ilişkin underwriting iştahı değiştiğinde, birincil sigortacılar açısından da poliçe düzenleme kapasitesi etkilenir.
Sonuç olarak:
Kapasite azalır
Prim artar
Coğrafi istisna genişler
Bazı riskler için yalnızca sınırlı veya özel şartlı teminat sunulur
Bu nedenle sigorta şirketlerinin yalnızca kendi poliçelerini değil, arka plandaki reasürans korumasını da eş zamanlı değerlendirmesi gerekir.
ULUSLARARASI HUKUK BOYUTU SİGORTA UYUŞMAZLIKLARINI GERÇEKTEN ETKİLER Mİ?
Evet, etkiler. Çünkü bir olayın uluslararası hukuk bakımından nasıl nitelendirildiği, sigorta sözleşmesindeki yorum üzerinde doğrudan ve ciddi etki yaratabilir.
Meşru müdafaa, güç kullanma yasağı, devletler arası düşmanca eylem, silahlı çatışma gibi kavramlar; olayın terör mü, savaş mı yoksa hostile act mi sayılacağını belirler.
Her ne kadar sigorta poliçesi kendi özel sözleşme diliyle yorumlansa da, olayın objektif niteliği çoğu zaman uluslararası hukuk çerçevesiyle şekillenir.
SÖZLEŞMELER HUKUKİ İNCELEMEDEN GEÇMELİ
Peki, mevcut sigorta sözleşmeleri açısından en acil yapılması gereken nedir?
En acil adım, mevcut poliçelerin ve bağlantılı sözleşmelerin sistematik bir hukuki incelemeden geçirilmesidir.
Özellikle şu başlıklar masaya yatırılmalıdır:
- savaş istisnası klozu
- terör istisnası
- sanctions clause
- coğrafi kapsam ve kapsam dışında kalan bölgeler
- risk bildirim yükümlülüğü
- fesih ve teminat daraltma hükümleri
- tahkim ve yetkili mahkeme hükümleri
- reasürans bağlantısı ve arka plan kapsamı
Bu çalışma yalnızca hasar olduktan sonra değil, hasar öncesi dönemde yapılmalıdır. Aksi halde şirketler gerçek koruma seviyelerini kriz anında fark eder ki bu çoğu zaman geç kalınmış bir tespittir.
ORYM SEKTÖR İÇİN ERKEN UYARI MEKANİZMASI
Bu tür jeopolitik kriz karşısında Türkiye’de Olağanüstü Riskler Yönetim Merkezi (ORYM) rolü nedir?
Jeopolitik çatışmalar yalnızca bireysel sigorta hasarlarını değil, aynı zamanda sigorta piyasasının genel istikrarını etkileyebilecek sistemik riskler doğurabilir.
Türkiye’de bu tür olağanüstü risklerin izlenmesi ve sektör içinde koordinasyon sağlanması amacıyla oluşturulan yapıların biri Olağanüstü Riskler Yönetim Merkezi (ORYM)’dir.
ORYM’nin temel işlevi, sigorta sektörünü etkileyebilecek büyük ölçekli riskleri analiz etmek ve sektörel düzeyde bir koordinasyon mekanizması oluşturmaktır.
ORYM özellikle şu alanlarda çalışır:
jeopolitik gelişmelerin sigorta piyasasına etkilerini analiz etmek
sigorta şirketleri ile kamu otoriteleri arasında bilgi akışını sağlamak
yüksek riskli bölgeler ve sektörler hakkında değerlendirmeler yapmak
Bu yönüyle ORYM, kriz anlarında sektör için bir risk izleme ve erken uyarı mekanizması işlevi görür.
ORYM BU TÜR DURUMLARDA TAZMİNAT ÖDEYEN BİR KURUM MUDUR?
Hayır. ORYM doğrudan tazminat ödeyen bir yapı değildir. Hasar ödemeleri yine sigorta şirketleri ve reasürans sistemi tarafından gerçekleştirilir.
ORYM’nin rolü daha çok stratejik risk yönetimi ve sektörel koordinasyon sağlamaktır.
Özellikle büyük ölçekli krizlerde:
deniz taşımacılığı ve enerji taşımacılığı riskleri
reasürans piyasasındaki gelişmeler
uluslararası yaptırımların sigorta sözleşmelerine etkisi
gibi başlıklar yakından takip edilir.
Bu sayede sigorta şirketleri, reasürans piyasası ve kamu otoriteleri arasında bilgi paylaşımı sağlanarak sektörün jeopolitik risklere karşı daha hazırlıklı olması amaçlanır.
SİGORTACILARIN YAPMASI GEREKENLER
Sigortacılar açısından hangi adımlar öne çıkıyor?
Sigortacılar için 3 ana eksen var: underwriting disiplini, reasürans uyumu ve ürün geliştirme.
İlk olarak jeopolitik risk modellemesi güncellenmelidir. Hangi rota, liman, hava sahası, enerji hattı veya ticaret bağlantısının yüksek risk kategorisine girdiği dinamik olarak analiz edilmelidir.
İkinci olarak reasürans koruması ile birincil poliçe metni arasında boşluk kalmamalıdır. Sigortacı bir teminat veriyorsa, arka planda o riskin hangi koşulla devrettiğini de netleştirmelidir.
Üçüncü olarak ise standart ürünler dışındaki özel çözümler gündeme alınmalıdır. War risk, political risk, trade disruption, contingent business interruption ve siber savaş riskine duyarlı ürünler artık yalnızca niş alanlar değil; stratejik ihtiyaç haline gelmiştir.
Sigorta şirketleri bu süreçte nasıl bir yol haritası izlemeli?
Sigorta şirketlerinin pasif şekilde poliçeye güvenmesi yeterli değildir.
Öncelikle mevcut teminat haritası çıkarılmalıdır. Hangi poliçe neyi kapsıyor, hangi risk nerede hariç tutuluyor, hangi ödeme yaptırım engeline takılabilir, hangi rota için ek prim gerekir; bunların netleştirilmesi gerekir.
Bunun yanında alternatif rota ve tedarik zinciri planları hazırlanmalı, gerekliyse ek endorsement alınmalı ve politik risk sigortası ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle enerji, lojistik, ithalat-ihracat ve uluslararası yatırım yapan şirketler için sigorta artık yalnızca hasar sonrası araç değil; sözleşme ve operasyon planlamasının bir parçasıdır.
Mevcut sözleşmeler için özet tavsiye setini nasıl sıralarsınız?
Kurumsal düzeyde uygulanabilir beş temel öneri şu şekilde özetlenebilir:
Poliçelerde savaş, terör, yaptırım ve coğrafi kapsam klozları derhal gözden geçirilmeli
Gerekliyse ek teminat, endorsement veya ayrı war risk / political risk poliçesi alınmalı
Riskteki önemli değişiklikler gecikmeksizin sigortacıya bildirilmeli
BM, AB ve ABD yaptırımları açısından ödeme ve faaliyet uyumu kontrol edilmeli
Nakliyat, enerji ve reasürans sözleşmeleri birlikte değerlendirilerek teminat zincirindeki boşluklar kapatılmalı
Son olarak bu tabloyu tek cümlede nasıl özetlersiniz?
ABD–İsrail–İran eksenindeki jeopolitik gerilim, sigorta sektörü bakımından yalnızca bir hasar riski değil; aynı zamanda sözleşme yorumu, yaptırım uyumu, reasürans kapasitesi ve operasyonel sürdürülebilirlik meselesidir.
Sigortacı Gazetesi Dergiyi indirmek için tıklayınız.



